A

Acemi Ocağı

ACEMİ OCAĞI, Osmanlı ordusunun Kapı kule ocaklarına alınacak erlerin yetiştirildiği yer. I. Murat zamanında Çandarlı Kara Halil Efendi ile Molla Rüstem’in çalışmaları sonucunda Gelibolu’da kurulmuştur. Savaşlarda ele geçen tutsakların, Pençik Kanununa göre beşte biri Acemi ocağına alınırdı. Bunların küçük yaşta olmalarına dikkat edilirdi. Ankara savaşında (1402) uğranılan yenilgiden sonra çıkan iç karışıklıklar nedeniyle dış ülkelere sefer yapılamadı. Bu yüzden Acemi ocağına gerekli tutsak bulunamadı. O zaman Rumeli’de Müslüman olmayan halktan Devşirme kanununa göre çocuk toplanmaya başlandı. Bu çocukların, sağlıklı ve iyi ailelerden olmasına önem verilirdi. Acemi ocağı için toplanan ve kendilerine acemi oğlanı denilen çocuklar, Anadolu’daki Türk çiftçi ailelerinin yanına gönderilirdi. Orada İslâm dinini, Türkçeyi, Türk gelenek ve göreneklerini öğrendikten sonra Acemi ocağına alınırlardı. Burada, talim ve eğitim görürler, atları taşıyan gemilerde çalıştırılırlar, sonra eskiliklerine göre Yeniçeri ocağına ve öteki Kapıkulu ocaklarına geçerlerdi. Gelibolu’daki Acemi ocağı sekiz bölüktü. En büyük subayına Gelibolu ağası denirdi. İstanbul alındıktan sonra, Şehzadebaşı’nda yeni bir Acemi ocağı kuruldu. Bu ocak, otuz bir bölüktü. Yeniçeri ağasının yönetiminde idi. Fakat ocağın bütün işlerinden İstanbul ağası sorumlu idi. İstanbul’daki Acemi ocağına alınanlar, çeşitli işlerde çalıştırılırdı. Saray, cami, medrese, hastane gibi hükümdarın veya yakınlarının yaptırdıkları binalarda, tersanede, odun ambarlarında, buz kayıklarında, sekban fırınlarında, at gemilerinde ve daha başka devlet işlerinde hizmet görürlerdi. Acemi oğlanların zeki, yetenekli ve yakışıklı olanları, Enderun okulunda ve İbrahim Paşa sarayında eğitilirdi. Bunlar arasından değerli devlet adamları yetişmiştir. Acemi ocağına, III. Murat zamanında kanuna aykırı olarak dışarıdan adam alındı (1582).XVII. yüzyılda, Devşirme Kanununun uygulanmasından vazgeçildi. Zamanla ocağın önemi kalmadı. II. Mahmut, Yeniçeri ocağı ile birlikte bu ocağı da kapattı (1826).

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı