A

Antakya

Akdeniz bölgesinin doğu yanında bir kent ve Hatay ilinin merkezi. Akdeniz’den 30 km. kadar içeridedir. Büyük İskender’in komutanlarından Antigonos, L.Ö. 307’de bugünkü Antakya’nın birkaç kilometre kuzeyinde Antigonela şehrini yaptırdı. Selevkiler devletinin kurucusu, Selevkos Nikator, şimdiki yerinde Antakya’yı (Antiochia) kurdu (İ.Ö.301). Antakya, II. Antiokhos zamanında (İ.Ö.280-261). Selevkos devletinin (Selevkiler) başkenti oldu. Ticaret yolları kavşağında bulunması nedeniyle kısa sürede gelişti. İ.Ö. II. yüzyılda nüfusunun 500.000 olduğu ileri sürülmektedir. Roma’dan sonra en büyük şehirdi.Sokaklar geceleyin aydınlatılıyordu. Su döşemeleri vardı. Sütunlu bir caddenin uzunluğu 6.5 kilometre kadardı. Şehirde zaman zaman eğlenceli, tutarsız ve uygunsuz bir yaşayış sürdürüldü. Antakta İ.Ö. 64’te serbest bir şehir olarak Roma’ya bağlandı. İ.S. Hz.Ísa’nın havarilerinden Paulus buradan gezilere çıktı. Yine havarilerden Petrus da Antakya’ya geldi. Bunlar, ilk Hristiyanlar adını alan toplulukları kurdular. Antakya, daha sonra Hristiyanlığın din merkezlerinden biri oldu.İ.S. III. ve IV. yüzyıllarda burada on konsil toplandı.

Antakya 526 yılında bir depremde yıkıldı.538’de Sasanîler tarafından ele geçirildi. Halkın büyük bölümü Mezopotamya’ya sürüldü.Doğu Roma imparatoru Justinianus, şehri geri aldı. Daha küçük ölçüde yenidien kurdu. Anıtlar ve büyük binalar yaptırdı. Antakya, 638’de Arapların eline geçti. Üç yüz yıldan fazla İslâm devletlerinin yönetiminde kaldı. 968’de Doğu Roma imparatorluğuna katıldı. Anadolu Selçuklu sultanı Süleyman şah, 19084’de Antakya’yı aldı. Birinci Haçlı seferinde sekiz ay süren zorlu bir kuşatmadan sonra Hristiyanların eline geçti (1098). Kudüs krallığına bağlı bir dükalık merkezi oldu. 1268’de Memlûk sultanı Baybars tarafından alındı. Antakya, bundan sonra eski önemini yitirdi. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Osmanlı imparatorluğuna katıldı (1516). Antakya 1872’de bir kez daha depremle yıkıldı. Birinci Dünya savaşı sonunda 1918’de İngiliz kuvvetlerinin eline geçti. Suriye ile birlikte Fransızların mandasına verildi. Ankara antlaşması (20 ekim 1921) ile İskenderun ve Antakya’ya (Hatay) özel bir yönetim sağlandı 1938’de Hatay devleti kuruldu. 1939’da Türkiye Cumhuriyetine geçti.Eski Antakya geniş bir alana yayılmış ve her yönden gelişmiş bir şehirdi. Birçok anıtsal yapılar vardı. Fakat depremler ve istilâlar nedeniyle günümüze kadar sağlam durumda hiç bir eser kalmadı. Şehri kuşatan surlar Asi ırmağı kenarından yamaçlara doğru uzanıyordu. Habib Neccar dağının kalkerlerinden kapılmıştı. Surların uzunluğu 30 km. kadardı.Her biri 25 m. yükseklikte beş katlı 360 burcu vardı. Bu surlar büyük ölçüde ortadan kalkmış, yine de eski önemini anımsatan yerler kalmıştır. Şehrin güney kenarında kayalık bir düzlük üzerinde imparator Nikeforos Fokas’ın XI. yüzyılda yaptırdığı ve daha sonra Memlûklerin yıktığı iç kalenin kalıntısı görülür. Ayrıca şehrin suyunu sağlamak için yaptırılmış olan su kemerlerinin kalıntılarına da rastlanır.Şehrin kuzeydoğusunda Aziz Petrus (St. Peter) kilisesi vardır. Hz. İsa’nın havarilerinden Petrus’un içinde vaiz verdiği söylenen mağaranın önüne Haçlılar tarafından duvar çekilerek burası kilise haline getirilmiştir. Eski eserlerden en önemlisi Asi ırmağı üzerindeki roma köprüsüdür. İmparator Diokletianus (İ.S. 245-305) zamanında yaptırılmıştır. Dört kemerlidir. Bir çok kez onarılmış olmakla birlikte ilk biçimini korumaktadır. Antakta müzesi, zengin mozaikleriyle ünlüdür. Habib Neccar camisi, kiliseden çevrilmiştir. Minaresi XVII. yüzyılda yapılmıştır.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı